NOT DEFTERİM

tunahanın not defteri

Kurşunlu Han Otel

2/11/2008

Kurşunlu Han otel oldu

Yolu Kastamonu’ya düşenler artık tarihi bir handa konaklayabiliyor.

Kurşunlu Han modern ve konforlu bir otele dönüştürüldü. Şehrin tarihi dokusuna uygun bir şekilde canlandırıldı.

Ünlü Afrikalı seyyah İbn-i Batuta, "Gördüğüm yerler arasında en zengin ve en güzel şehirlerden biri. İlim ve irfan yurdu" diye tanımlıyor Kastamonu’yu. Şehirde bu muhteşem geçmişin izlerini sürebileceğiniz pekçok tarihi iz var. Bunlardan biri de Kurşunlu Han. Candaroğulları Beyliği’nin hükümdarı Kemalettin İsmail Bey tarafından 15. yüzyılda yaptırıldı. O dönemde çok önemli bir ticaret merkeziydi Kastamonu. Kurşunlu Han, bu nedenle çok iyi bir konaklama noktasıydı. Bu özelliğini asırlar boyu sürdürdü. Batı cephesinde Cem Sultan Bedesteni ve Pembe Han yapılınca, bulunduğu bölge şehrin en canlı ticari merkezi haline geldi. Kurşunlu Han döneminin rayicinin çok üstünde miktarlarda kira geliri getiriyordu.

KASTAMONULU İŞADAMLARI 20 YILLIĞINA KİRALADI

Zaman içinde bu özelliklerini kaybeden Kurşunlu Han, uzun bir süre depo ve dükkan olarak kullanıldı. 1998’de Kastamonu Vakıflar Bölge Müdürlüğü’nün kurulmasıyla koruma altına alındı. Kastamonulu işadamları Hüseyin Selami Çelebioğlu ve Kemal Çiçek tarafından 20 yıllığına kiralanarak 2005’te restorasyonuna başlandı. Ağustos ayından beri de "Kurşunlu Han Otel" adıyla modern bir otele dönüştürüldü. Kendine özgü mimarisi yeniden dekore edilen bu tarihi mekan 27 odası ve restoranıyla hizmet veriyor. Tel: (0366 214 27 83)

Hürriyet

12. yüzyıl başlarında Kastamonu Kalesi'nin
fethi sırasında şehid olan Aşıklı Sultan için
yapılan türbedeki çürümemiş beden görenleri
hayrete düşürüyor. Halk dilinde 'Ayağı Yanık Sultan'
olarak bilinen türbede çürümemiş bedeninin
ayak kısmı camekan içinde teşhir ediliyor.

http://img.intizam.de/1222545058.jpg (http://img.intizam.de/1222545058.jpg)

Aşık Sultan 1185-1200 yılları arasında
cereyan eden fetih mücadelesi esnasında
şehit düşmüş ve şehit olduğu yere defnedilmiştir.

http://img.intizam.de/1222545094.jpg (http://img.intizam.de/1222545094.jpg)

Rivayete göre; Cumhuriyetin ilk yıllarında
türbe büyük bir yangın geçirir. Yangın başladığı
esnasada türbede yatan zat, zamanın valisinin
rüyasına girerek "Kalk beni kurtar" diye haykırır.
Vali kan ter içersinde uyanır ancak tekrar uykuya dalar.
Zat ikinci sefer ikaz eder valiyi rüyasında. Vali bu sefer de
"hayırdır inşALLAH (c.c.)" deyip tekrar uykuya dalar.
Üçüncü seferinde türbede medfun zat daha bir
hiddetle bağırır valiye rüyasında "Yanıyorum, kalk
beni kurtar diyorum. Ne diye uyuyorsun!" diyerek çıkışır.

http://img.intizam.de/1222545133.jpg (http://img.intizam.de/1222545133.jpg)

Üç sefer üst üste gördüğü rüya valinin
aklınıbaşına getirir ve yaverine Kastamonu'da
o saatlerde bir yangın olup olmadığını sorar.
Yaveri Kale Kapısı mevkiinde bir türbenin
yanmakta olduğunu söyleyince derhal yangın
mahalline gelir ve söndürme çalışmalarına bizzat katılır.

http://img.intizam.de/1222545169.jpg (http://img.intizam.de/1222545169.jpg)

Yangın söndürülür ancak, tabut ayak ucundan
alev almıştır. Tabutun yanan kısmından içerisi de
görünür hale gelir ve Aşıklı Sultan' ın bedenin
çürümediği bu sayede anlaşılır."

http://img.intizam.de/1222545220.jpg


MaHaRa
28.09.2008, 01:00
Honsalar Mahallesi, Kale kapısı Mevkiinde,
Kümbet Sokağında yer almaktadır.Ne zaman
ve kimin tarafından yapıldığı bilinmeyen bu türbe
Kastamonu’nun en önemli kentsel efsanelerinden
birini oluşturmaktadır. Mimari uslüb açısından
Selçuklu dönemi eseridir. Türbenin içinde beş ade
t sanduka vardır. İskeletler sandukaların içindedir
.2. Sandukada Mağripli Mehmet ağa, 3. sandukada
Âşıklı Sultan metfundur. Diğer sandukalardaki zatlar
bilinmemektedir. Türbeye de ismini veren Âşıklı Sultan’ın
çürümemiş bedeninin ayak tarafı camekân içersinde
gösterilmektedir.


Bu türbeye ait birbirine benzer birkaç söyleşi bulunmaktadır.
Âşıklı Sultan’ın kendisi Bizans’ın elinde bulunan Kastamonu’yu
ve kalesini ele geçirmek için gelen Türk birliklerinin komutanıdır.
Savaş sırasında şu anda Türbesinin bulunduğu yerin yakınlarında
şehit düştüğü için buraya gömülmüştür. Cumhuriyetin ilk yıllarında
türbe ve civarında çıkan bir yangın sırasında, kendisi dönem valisinin
uykusuna girerek “Ben yanıyorum, kalk yangını söndür” der.
Bunun üzerine vali hemen uyanarak bölgedeki yangının söndürülmesini sağlar.

Söylencenin kaynağı ve anlatımını ise türbeye bir gelenek şekilde
bakıcılık yapan bir aileden gelen yaşlı türbedar bir kadından gelmektedir.
“Çok seneler evvel bir yangın olmuş ki bu çevrede çok büyük, insanlar
yangını söndüremeyince evliyadan yardım istemişler. Bunun üzerine
evliya mezar şeklindeki kabrinden ayaklarını çıkarmış ve yangın sönmüş.

Halk şükran borcunu ödemek için kendisine bu türbeyi yapmışlar.
Ve o zamandan bu yana da ismi Âşıklı Sultan olarak anılmış”
Âşıklı Sultan’ın bir diğer söylencesi ise yine oldukça eskilerden
gelmekte ve yukarıda anlatılanlardan oldukça farklıdır.
Çok önceleri yatırın sadece belden yukarısı kapalı imiş.
Açık olan tarafta ise elleri de görünmekte imiş.

Ellerinden birinde yatırın yüzüğü bulunmaktaymış.
Yatırın bulunduğu türbede o zaman yeterli koruma
olmadığından, yabancı birisi tarafından bu yüzük
alınmak istenir. Bu kişi tam yüzüğü cesedin elinden
çıkarmak üzereyken Âşıklı Sultan ellerini kapatıp yumruk
şekline getirmiş. Bu olaya şahit olan yabancı kısa bir
süre sonra ruhsal dengesini kaybederek ölmüş.
Bu olaydan hemen sonra ise güvenlik nedeni ve
yatırın rahatsız edilmemesi için sanduka ayak seviyesine
kadar kapatılmış.1919 yılı anılarını anlatan Dr. Emin Sağlar,
türbeye iki arkadaşıyla birlikte gittiğinde 3 sanduka
gördüklerini belirtir. Ayakları dışarıda olan sandukayı
meraktan açtıklarında, 1.70 m boyunda bir insan
cesedi ile karşılaşırlar. Karnı iman tahtasına kadar açılmış
ve 2 cm.eninde şerit bezlerle doldurulmuş ve sarılmış
olduğunu görünce bunun tahnitli yani mumyalanmış
bir ceset olduğunu anlarlar.

Cesedin başının üzerinde yer alan bir deri üzerinde çini mürekkebi
ile “Mağripli Mehmet Ağa” yazmakta ve hemen altında ise ölüm
tarihi hicri olarak 7 yüz ile başlayan bir rakam yazmaktadır.
Dr. Sağlar diğer iki sandukanın boş olduğunu belirtir.Mağripli
Mehmet Ağa’nın kullanmış olduğu lakabından “Mağrip” dolayı
Kuzey Afrika kökenli bir Arap olabileceği de düşünülebilir.
Bir diğer söyleşide, Âşıklı Sultan Türbesini milyonlarca
kişi ziyaret etmiş ama ziyaretçilerden birisi farklıdır.
Çok sık gelir Âşıklı Sultan Türbesi’ ne... Saatlerce dua eder...
Ve bir gün... Sayısız ziyaretine, onca duaya rağmen
bir türlü isteği yerine gelmediği için âşıklı Sultan’ ı suçlar.
Vakit gece yarısını geçtiğinde, Âşıklı Sultan Türbesi önüne
gelir ve ---Sen evliya olsan, dualarım karşılık bulurdu.
Eğer ermişsen kurtar bakalım kendini...diyerek türbeyi ateşe verir.

Zamanın valisi yatağında uyumaktadır. Bir müddet sonra,
kan ter içinde yatağından fırlar vali. Rüyasında, Âşıklı Sultan
kendisine; “ Ben yanıyorum! Kalk, beni kurtar!” der. Ancak vali
bu manevi işareti anlamaz ve sıradan bir rüya olarak değerlendirir.
Tekrar uykuya dalar. Fakat Âşıklı Sultan yine karşısındadır ve
yangını söndürüp kendisini kurtarmasını istemektedir validen…
Vali ikinci ikazı da dikkate almaz. Hayırdır İnşallah, diyerek tekrar
uykuya dalar. Bu sefer Âşıklı Sultan daha sert bir ifadeyle seslenir
valiye, rüyasında; Kalk beni kurtar dedim sana! Yanıyorum!
Bu sefer aklı başına gelir valinin! Yaptırdığı tetkikte gerçektende
türbenin yanmakta olduğunu öğrenir. Derhal müdahale edilir ve
kısa sürede yangın söndürülür. Fakat Âşıklı Sultan’ın ayak kısmı
yanmıştır. Bu olaya izafeten halk tarafından, türbe “Yanık Evliya”
olarak anılmaya başlar. Yangının izleri hem Âşıklı Sultan’ın ayaklarında
hem de türbenin duvarlarında hala bellidir.

Söylencelerdeki ortak nokta ise önemli bir yangının olduğudur.
Ancak bir araştırmacının belirttiği gibi, cesedin açıkta olan ayakları
üzerinde görülen karartıların yangın nedeniyle değil, mumyalanmış
cesette zamanla karbon eksilmesinden kaynaklandığını belirtmek gerekir.

Türbe ve Kastamonu açısından belki de en önemli noktalardan
birisi mumyalanmış bir cesedin varlığıdır. Klasik Türk mimarisinde
yer alan anıtsal mezarların açılımında; mezarın yer aldığı bir alt kat
(oturtmalık), simgesel nitelikteki sandukanın bulunduğu ziyarete
açık üst kat (gövde), ve bir perdeden oluşmaktadır. Toprak altında
kalan oturtmalık bölümüne yaygın olarak mumyalık da denmektedir.
Bu adın yaygınlaşmasının nedeni, ölülerin mumyalanma geleneğinin
Orta Asya’dan bu yana Anadolu’da da uzun bir süre kullanılmış olmasıdır

8 asırdır çürümeyen bedenin sırrı

Çürümemiş bedeni görenler şaşkına dönüyor...
12.
yüzyıl başlarında Kastamonu Kalesi`nin fethi sırasında şehid olan
Aşıklı Sultan için yapılan türbedeki çürümemiş beden görenleri şaşkına
çeviriyor.
Durumu ilginç bulan ziyaretçiler Türkiye`nin dört bir yanından türbeye
gelerek ziyaret ediyor. Merkeze bağlı Honsalar Mahallesi, Kale kapısı
Mevkiinde, Kümbet Sokağında yer alan türbede Aşıklı Sultan`ın çürümemiş
ayaklarıyla ilgili ilim adamları açıklama yapmakta zorlanıyor.
Kastamonu Kalesi`nin fethi sırasında zehirli bir okla şehid olan Aşıklı
Sultan, Selçuklu töresinde ulu kişilere uygulandığı gibi sandukasıyla
defnedildi. Aşıklı Sultan`a halk arasında `Yanık Sultan` da denilen
olay menkıbelerde şöyle anlatılmaktadır; Aşıklı Sultan`ın türbesinin
yakınında bir yangın çıkar. Bu olay sırasında Aşıklı Sultan Hazretleri
o zamanın mülkiye amirinin rüyasına girer, der ki; `Burada yangın
çıktı, türbem yanıyor, gelin beni kurtarın.` Devrin mülkiye amiri
uyandıktan sonra o mahalleye koşar, bakar ki türbe ve civarı yangından
zarar görmüş, ama Aşıklı Sultan`ı ateş yakmamıştır. Böylece Aşıklı
Sultan`ın dünyadan ayrıldıktan sonra kerametinin devam ettiği
anlaşıldığı ifade ediliyor.
8 ASIRDIR ÇÜRÜMEYEN BEDEN
Kastamonu Turizm Eğitim ve Kültürünü Geliştirme Derneği(TURGET) Başkanı
Erdal Arslan, Kastamonu`da en fazla ziyaret edilen türbelerin başında
Aşıklı Sultan Türbesi`nin geldiğini söyledi. Arslan, şehre gelen
ziyaretçilerin büyük bir bölümünün türbedeki 8 asırdır çürümemiş bedeni
görmek istediklerini hatırlattı. Erdal Arslan, Kastamonu`nun 17 bin
evliyanın geçtiği bir yer olması nedeniyle Evliyalar Şehri olarak
bilindiğini kaydetti.
Arslan, `Her bir sokağı, her bir caddesi, her bir mahallesi bir büyük
evliya ile şereflenmiş olan Kastamonu`nun en çok ziyaret edilen
mekanlarından birisi de Aşıklı Sultan Türbesidir. Kale Kapısı mevkiinde
bulunan Aşıklı Sultan Türbesinde beş adet sanduka vardır. Bu
sandukalardan sadece bir tanesinde Mağribli Mehmet Ağa isimli birinin
yattığı bilinmektedir.
Türbeye de adını veren Aşıklı Sultan ise ortada yer alan üçüncü
sandukada medfundur. Bu türbeyi bu kadar çok ziyaret edilir kılan sebep
ise bu zatın bedenin çürümemiş olmasıdır. Gerçekten de on yıllardır,
camekan içersinde teşhir edilen ve insanlara ibret olması umulan Aşıklı
Sultan`ın aşık kısmı etiyle, kemiğiyle asırlardır durmaktadır. Aşıklı
Sultan, Kastamonu`nun fethi için buralara gelen Selçuklu ordusundaki
komutanlardan birisidir. 1185-1200 yılları arasında cereyan eden fetih
mücadelesi esnasında şehit düşmüş ve şehit olduğu yere defnedilmiştir.
Bedeni tam 8 asırdan fazla zamandır hiç çürümeden durmakta ve adeta
kendisini ziyarete gelenlere ibret vesikası olmuştur.` dedi.
Bu türbe ile ilgili halk dilinde anlatılan ilginç bir hikayenin de
mevcut olduğunu kaydeden Arslan, bu olaydan sonra Aşıklı Sultan`ın
çürümemiş bedeninin ortaya çıktığının söylendiğini belirtti. Arslan,
`Rivayete göre; Cumhuriyetin ilk yıllarında türbe büyük bir yangın
geçirir. Yangın başladığı esnasada türbede yatan zat, zamanın valisinin
rüyasına girerek `Kalk beni kurtar` diye haykırır. Vali kan ter
içersinde uyanır ancak tekrar uykuya dalar. Zat ikinci sefer ikaz eder
valiyi rüyasında. Vali bu sefer de `hayırdır inşallah` deyip tekrar
uykuya dalar. Üçüncü seferinde türbede medfun zat daha bir hiddetle
bağırır valiye rüyasında `Yanıyorum, kalk beni kurtar diyorum. Ne diye
uyuyorsun!` diyerek çıkışır. Üç sefer üst üste gördüğü rüya valinin
aklını başına getirir ve yaverine Kastamonu`da o saatlerde bir yangın
olup olmadığını sorar. Yaveri Kale Kapısı mevkiinde bir türbenin
yanmakta olduğunu söyleyince derhal yangın mahalline gelir ve söndürme
çalışmalarına bizzat katılır. Yangın söndürülür ancak, tabut ayak
ucundan alev almıştır. Tabutun yanan kısmından içerisi de görünür hale
gelir ve Aşıklı Sultan` ın bedenin çürümediği bu sayede anlaşılır.`
AŞIKLI SULTAN TÜRBESİ`NİN 2009 YILINDA RESTORSYONU YAPILACAK
Diğer yandan, Kastamonu Vakıflar Bölge Müdürü Yavuz Yücebıyık, Aşıklı
Sultan Türbesi`nin restorasyon projesinin hazır olduğunu belirterek,
2009 yılı içinde restorasyon ve çevre düzenlemesinin yapılacağını
açıkladı.
Türbe hakkında bilgi veren Yücebıyık, `Aşıklı Sultan Türbesi eyvan tipi
bir türbedir. İbadet mekanı ile büyük bir beşik tonoz ve alt katından
oluşan yapı, 4.00X6.51 m. boyutlarındadır. Cephe kemerinin etrafı
silmelerle çerçevelenmiştir. Önyüzü düzgün kesme taş, diğer duvarları
ise moloz taş örgülüdür. Doğusundaki mekanın mahiyeti uğradığı
müdahaleler sebebiyle anlaşılamamıştır. Kitabesi olmadığı gibi hakkında
yazılı bilgi de bulunmamaktadır. 1979 yılında tamir edilmiş olan
yapının Vakıflar Genel Müdürlüğü arşivindeki dosyasına göre Kültür ve
Tabiat Varlıklarını Koruma Ankara Bölge Kurulu 1984 tarih, 386 sayılı
kararı ile kamulaştırılması kararlaştırmıştır. Bu tarihten sonra
türbenin etrafını saran yapılar yıktırılarak çevresi düzenlenmiştir.
1992 den sonra bir kez daha onarım geçirmiştir. Son olarak biz
restorasyon projesini hazırladık. 2009 yılında restorasyonunu
gerçekleştireceğiz.` dedi. Bugün
27.09.2008 00:05:11

Karabey Köyü

31/8/2008

hhttp://merkez.meb.k12.tr/                                                           http://www.serifebaciilkogretim.com                                   hhttp://gazipasakastamonu.meb.k12.tr/

.

Arşiv

<%ArchiveInfo%>






Tıkla Sende Sitene Ekle

Arkadaşlarım

Free Hit Counters
kişi ziyaret etmiş

Bağlantılarım

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu